"Genel" kategorisindeki yazıları / Page 4

Ben Yapmadım ki… Onlar yaptı…

heart-hand-shape-22280

Acıma duygusu…

En derinde, en çok çalışılması gereken belki de…

İyi bir duygu diye kanımıza kazımaya çalıştıkları yıllarca…

Tüm duyguların arasında en kendini beğenmişi, en saygısızı, en öğretiyi baltalayıcısı, en kişinin özüne ve ruhun deneyimine yukardan bakanı belki de…

Yardım istemeyene yardım etmemeyi öğrenmek koca bir zaman gerektiriyor bazen… Yardım isteyene de etmemeyi öğrenmekse onun biraz daha üzerinde hayat deneyiminde, kalbin tınısında, gerçeğin aşkla atan ritminin dansında…

Hepimiz yaparak öğreniyoruz: duyarak değil, yazarak değil, görerek değil …. Deneyerek, deneyimleyerek, öğrenmeye çalışırken- bizden önce başlamış insanlara kıyasla- acemilikler yaparak, vaz geçmeyerek, istediğimizin arkasından giderken hataların öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu, hata olmadığını bilerek, buna inanarak, o inanışı, o öğretiyi, o hissi, davranışlarımızla bütünleyip hayata akıtmayı hedefleyerek ….

İnsanın en çok başarısızlıktan korktuğu söylenir…

İnsanın en çok başarıdan korktuğunu söylemekse cesaret ister bazen….

Devamını Okuyun…

Sadece Gerçek Olan Kalacak…..

sakura-branch-17198

Birbirimizi kutulara koyuyoruz…

Anlamak için değil çoğu zaman çabamız, sevmek için değil, birliği birbirimizin gözünde görmek, özü sarmak, hayat deneyimlerimizi onurlandırmak için kalbimizi görünenin ötesine açmak ve tüm kalplerin tınısında dünyayı saran tınıyı dinlemek için değil sanki…

Oyunlara geliyoruz, kitle dolduruşlarına, ayrımlaştırılmaya, kimliklere takılmaya, daha çok kimlik yaratma çabasına….

Sonra nefessiz kalmalar, sonra yolu kaybetmeler, sonra mutsuzluklar, sonra acılar ve haykırışlar dünyayı saran… Tınıyı duyabilenleri nefessiz bırakan sanrılar…

Her birimizin seçim yapması gereken günler çoktan geldi…

Devamını Okuyun…

Sevgisizlik Damarlara işlemeden Daha….


kitten-and-dog-10764

 

Acı ve kahkaha

Hüzün ve Mutluluk

Güven ve İhanet

Dostluk ve Düşmanlık

İyilik ve Kötülük

İnanç ve İnançsızlık

Kıskançlık ve Hayranlık

Barış ve Savaş………………..

 

Liste uzayıp gidiyor zıtlıklar dünyasında…

Ve biz tam ortasında yaşıyoruz tüm bu karmaşanın, tüm bu dualitenin, tüm bu karşıtlıkların bileşkesinden oluşan hayat denilenin….

Enerji dünyası hem çok basit hem çok karmaşık algılayan zihne ve gören gözlere…

Ve deneyim var her anında…

Zıtlıklar dünyasının merkezinde ortaya koyduğumuz enerjiyle yürüyoruz sanki evrende….

Ve ortaya koyduğumuz enerji düşündüklerimizle, sertleşip, maddeleşip, balon gibi şişip patlıyor sanki yüzümüze bir yerlerde…

Devamını Okuyun…

Para Onu Gerçekten Sevene Gider…

Bolluktan, zenginlikten bahsedilince doğal olarak herkesin aklına para geliyor. Peki para hakkında sayısız kötü düşünceye sahipken para kazanmak mümkün mü? İki günlük yaratım ve bolluk seminerine katıldıktan sonra Kişisel Dönüşüm Koçu Banu Kalaycı ile para, zenginlik, yokluk ve bolluk bilinci üzerine konuştuk.

Halime SÜREK KAHVECİ

Hemen herkes çok parası olsun ve bolluk içinde yaşasın istiyor… Diyelim ki siz parasınız! Herkes sizi bekliyor, yanlarında, yörelerinde olun istiyor. Tam birinin yanına gideceksiniz, birden olduğunuz yerde kalakalıyorsunuz. Çünkü sizi yanında görmek için can atan kişi “Ay o para yok mu o para! İnsanı şımartıyor, baştan çıkarıyor! Başkalarına eziyet etmelerine neden oluyor” diyor. Oradan bir başkasına yönelecekken bu sefer kulaklarınıza “Para dediğin, zor kazanılır” sesi geliyor. “Madem, beni kazanmak zor. Ben seni haksız çıkaramam şimdi. Biraz daha zorlan bakalım o zaman” deyip başınızı bir başka yöne çeviriyorsunuz. Tam birinin koluna girecekken size “Biliyor musun parası olanlar başkalarına karşı hiç nazik değil, hep üstten bakıyorlar” demesin mi! Yanındaki de “Para dediğin el kiri” deyince siz ne yapacağınızı, kime gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Birden biraz ileride üstü başı, hali tavrı size benzeyen bir grubu görüyorsunuz. Yanlarına varıyorsunuz, oh içiniz biraz rahatladı, değil mi? Bu arada sizi bir arada görenler de “Para parayı çeker” diye birbirini dürtüklüyor. Gülümseyerek “Haklısınız, hepiniz haklısınız” demez miydiniz? Dönüşüm Koçu Banu Kalaycı’nın iki gün süren yaratım ve bolluk seminerinin ardından gözümde canlananlar işte buna benzer kısa film sahneleri gibiydi. Önce para ile ilişkimizi, onu nasıl gördüğümüzü sordu Kalaycı. Kimimiz para için özgürlük dedik, kimimiz esaret. Kimi sağlık için gerekli olduğunu düşünüyordu, kimi kötü alışkanlıklara yol açtığını… O iki gün boyunca bol bol meditasyon yapıp para, bolluk ve bereket üzerine düşünürken ihtiyacımız olan şeyin “o” duygu olduğunu fark ettim bir kez daha… Kötülük yapmaya neden olan para değil, insanların tutumlarıydı. Parası olmasa da kötülük yapmayacaklar mıydı? Ya da, şımartan para mıydı, onun “sahte” gücünü ardında hissedip kendini ortaya döken mi? Seminerin ardından hem bende olan değişimleri hem de ardı ardına gelen sorularımı alarak Banu Kalaycı’nın Caddebostan’da açtığı Masalevi’ne yollandım.  “Nedir bu para ile alıp veremediğimiz?” diye girdim söze. Bakın neymiş:

Devamını Okuyun…

Hafif Kadınlar…

‘’Hafif kadınlar’’ın görünmez kanatları vardır mutluluklarıyla nefeslenen…

Güzeldir hafif kadınlar

Kahkahaları derindir…

Gözyaşları gerçek…

Bir yerde, bir göktedir onlar, evrenin tüm derinlerinde gezinmeye izinleri vardır yürekte…

İster ayaklarını, ister kanatlarını kullanırlar seyahatlerinde, ama hep kalpleridir onlara yolu gösteren her bir saniyelerinde…

Kendilerinden mutludur hafif kadınlar

Severler kendilerini, bayılırlar hatta… Her sevdiğine bu mutlulukla, bu sevgiyle bakarlar yaşamın kıyısında …

Şükrandadırlar doğan her güne ve yaşantının her anına… Bütünün muazzam işleyişine hayranlıktadırlar her anda…

İstedikleri zaman en yüksekte, istedikleri zaman en derinde, ama hep olanın bitenin en geniş haliyle, yüksekten gördükleri bütün resimle yol alırlar hafif kadınlar… Oldukları yer belirleyemez onları, her yerde olma yetileriyle, heryerde salınırlar  güzellikleri, özgürlükleri ve cesaretleriyle…

Devamını Okuyun…

Duyguların En Yükseğinde Doğarız Hepimiz…

brothers-457237_960_720Duyguların en yükseğinde doğarız hepimiz…

Bebek kokusundan bahseder insanlar: tenin tazeliğinden, duruşun masumiyetinden…

Bir dokunabilmek için, sarıp sarmalayabilmek için, kucakta tutup, öylece bakabilmek için kalp atışlarımız hızlanır bazen…

Bebek odasının kapısında kalıveriririz önünden geçerken: hepsi birbirinden güzel yanyana dizilmiş miniklerin hiç birini ayrı sevemeden, bazen hangisinin bizim olduğunu bile bilmeden, hayranlıkla bakarken her birine ayrı aşkla içimizde, sanki bütünler, yenileniveririz aniden…

Hiç birini daha az sevemeyeceğimizi bilir kalbin bir yeri…

Hiç birine farklı davranamayacağımız….

Hiçbirine ne yaparsa yapsın kızgınlıkla bakamayacağımızı o camın ardından…

Yargısızca kalabalık bir insan grubuna bakmayı belki ilk kez orda beceririz anda….

Devamını Okuyun…

Aşk… Aşk… Aşk.


Aşk istiyor herkes….

Aşk… Aşk… Aşk çığlıkları duyuluyor heryerde….

Merak…

Özlem…

Acı… Ayrılık hissi…

Bitmeyen sorgulamalar…

Kaçışlar.. Terk edişler…

Terk edemeyişler…

Tutmalar… Bırakmalar… Bırakamamalar…

Aşkın bir başka insanla yaşanacağına dair sanal algı…

Aşkı bir insanda bulma çabası…

Aşkı O’na yükleme, O’ndan beslenme…

O’nu özleme sonra…

Yalanlar…

En çok insanın kendine inandırmaya çabaladığı…

Gerçekten?? Neden bahsediyoruz konu aşk olunca?

Aşk bir insana bağımlılık mı?

Kendimize göstermediğimiz sevgiyi ve özeni ondan görme çabamız mı?

Birisi beni olduğum gibi görsün, sevsin ve sahiplensin ihtiyacı mı?

Devamını Okuyun…

Sanrıların Yarattığı Sancıdan Doğuma…

man-690201_960_720Kendini paylaşma sanatı değil midir tüm ilişkiler??

Her yeni ilişkide kendimizi biraz daha tanımaz mıyız?? Kim olduğumuzla, kim olmayı seçtiğimizle, kim olmaya zorlandığımızla yüzleşmez miyiz??

Her yeni bileşende başka bir parçamızı aktive etmez miyiz??

Aktive ettiğimiz taraflarımızla yüzleşmek yerine bazen parmağımızı karşıya uzatmayı seçmez miyiz?

Kendimizi gördüğümüzde her ilişkide daha da fazla, tanıdığımızda, bazen gördüklerimizden korkmaz mıyız??

Ne yapacağımızı bilemez tarafımızla yok olmayı seçmez miyiz??

Kendimizi paylaşmak ve ihtiyaçlarımızı doyurmak arasında iki koca farkta karışmıyo mu ilişkinin çizgileri?? Kafalar?? Duygular?? Davranışlar??

Kendini paylaşmayı seçen kişi bildiği, etüd ettiği yerlerini paylaşırken ne kadar rahatsa, hiç bilmediği sularına geçtiğinde ruhunda, tüm bebekliği ve saflığında, yeni görür, yeni bilir, yeni deneyimler haliyle korkmaz mı??

En bilmediği tarafını öğrenmeye çalışırken bazen hatalar yapmaz mı??

Hata mıdır tüm bunlar aslında kişinin kendini tanıması yolunda? Sorgulamaz mı??

Devamını Okuyun…

Yolumuz Aşka

Gecenin sessizliği anın gerçeği olduğunda, anın dinginliği hayatın aslı olduğunda, kendi zannettiğinin ötesinde asıl olan var olduğunda, var olmasına imkan sunulduğunda, hayat tüm anlamını, tüm var oluş sebeplerini, tüm asıl olanın zerafeti ve huzurunda sunuyor.. Sunmaktan keyif, olmaktan zevk alarak… Oluş sebebini her an akıtabilmenin mutluluğunda, ışıldayarak…

Asıl olan..Öz..

Gelirken dünyaya getirdiğimiz…

Sadece bizim olan, bizde olan, bizden var olmak ve akmak, akarken deneyimlemek ve deneyimletmek için bu bedende, sadece bizim olan o eşsiz ortalamada, dünyada asla başka bir insana sunulmamış o tek ve muazzam bedende yaşamak ve yaşatmak istiyor varlığını… Parmak izinin essizliği gibi mürekkebe bulandığında ve kağıda basıldığında görünür olan, bu hayata bulanmak ve hayat izini o koca resmin içine basmak istiyor.. O olmazsa, bedeninden ayrılmadan kendini sermezse var oluşuyla tüm yaşanmışlıklarının , o resmin asla tamamlanmayacağını bilen tarafıyla…

Devamını Okuyun…

Şebelek Suratlar Deniyormuş Mutlu İnsanlara…

dahlia-4902421_960_720Mutlu olmak için herşeyi yaptığımızı söylerken, bazen mutluluklara dönüveriyoruz sırtımızı ve görmeyi reddediyoruz sanki mutluluklarımızı…

Kötü hissettiren tüm olayların ardından saatlerce gidebilecekken, mutlu eden herşeyi zaten olması gereken gibi görüveriyoruz sanki… Yaşarken değil de, kaybedince farkında vardığımız yaşantılar bütünü gibi dikiliveriyorlar sanki önümüze…

Elele dergisi bir kitapçık hazırlamış: mutlu olmak için ne çok sebebimiz var, acaba bunlar neler diye…

Bunlar da benden dökülenler…

Devamını Okuyun…

« Yeni Yazılar Eski Yazılar »
Visit Us On FacebookVisit Us On Pinterest